Hızlı Konu Açma

Hızlı Konu Açmak için tıklayınız.

Son Mesajlar

Konulardaki Son Mesajlar

Reklam

Forumda Reklam Vermek İçin Bize Ulaşın

Büyük Sır(Okunması Gereken Bir Yazı)(Galatasaray'ı Anlatıyor Ama Herkes Okumalı...)

Tusunami

Fahri Üye
Fahri Üye
Galatasaray
Katılım
28 Temmuz 2013
Mesajlar
47
Tepkime puanı
9
Puanları
0
Konum
Universe
Web sitesi
www.twitter.com
Çok eski tarihte Alpaslan abi tarafından kaleme alınmış bir yazı.Biraz uzun bir yazı olabilir ama
kesinlikle okunmalı...


SIR

Bir telefon ısrarlı ısrarlı çalmakta... Mahmur gözlerini ovuşturarak uyanan Galatasaray Spor Kulübü'nün Başkanı Faruk Süren telefonun sabahın bu saatinde neden çaldığını öğrenmek üzere yatak odasından salona doğru yürümekte... Duvardaki takvim ise 17 Mayıs 2001 Perşembe'yi göstermekte...


Bir anda kendine gelir
olur...


Peki ama kimdi bu Ali Bey? Faruk Süren telefondaki sesin etkisinde kalmıştır ama bir mana da verememiştir söylenenlere... Yine de başta Mehmet Cansun olmak üzere bütün Yönetim Kurulu arkadaşlarını arar... Meçhul şahıs ile arasında geçen konuşmayı "Etkileyici bir ses
dedi" diyerek açıklar... Onlar da şaşırmışlardır Başkan'ın anlattıklarına...Ama tüm Yönetim Kurulu üyeleri itirazsız bir şekilde bahsedilen saatte bahsedilen yerde olacaklarını söylerler...


Aşağı yukarı aynı saatte bir başka telefon daha çalar... Yer: İtalya'nın Floransa şehri ... Aynı etkileyici ses ve emredercesine bir davet... Fatih TERİM
onu birdenbire havaalanına sürükleyen?

Atatürk Havalimanına indiğinde
kısa bir konuşmadan sonra birbirlerine aynı soruyu sordular; "Kim bu Ali Bey ?


" Saat 19.00 suları... Yer: İstiklal Caddesi
çok ilginç... Ne işleri olabilir ki burda?Halbuki onlar araştırma gereği hissetmeden yazmaya alışıktırlar... Hem sonra bu gazetecilere kim haber verdi ki ?


Elbetteki bu soruya cevap veremedi Mehmet CANSUN...Çünkü
yaşanan olayların ne kadar karmaşık olduğunu kanıtlıyordu sanki...


Saat 19..00'a doğru
o da itaat etmişti...Ve Hakan' a da bunu havaalanında söylemişti... Tam o sırada Kaptan Bülent KORKMAZ göründü...Eski hocası ve takım arkadaşıyla kucaklaştıktan sonra aynı sorular sorulmaya başlandı...


Elbetteki kimse açıklayıcı bir şeyler söyleyemiyordu. Herkes Lisenin giriş kapısının önünde beklemekteydi... Ama nedense lisenin bütün kapıları kitli ve içeride hiç hareketlilik yoktu. Zaten İstiklal Caddesinde de bir gariplik vardı ya
neyin imkansız olduğu konusunda hiçbirşey anlayamadılar...

Kapıyı açan Emin Bülent Bey gerçek bir evsahibi edasıyla -İçeri buyurun efendim diyerek misafirleri ! içeri davet etti... Liseden içeri girenler
hava da soğuk değildi neden bukadar ürperiyorlardı ki? Ah bir bilebilseler... Bunları düşünürken kendilerini Emin Bülent Bey'in peşinde ve medvenleri çıkarken buldular...


Tevfik Fikret Salonuna girdiklerinde kürsünün arkasında oturan kişilerin kim olduğunu çözmeye çalıştılar... Bazıları biraz şüpheci davransalar da çoğu tanıyamadı bu insanları... Herkes kendilerine ayrılan koltuklara oturdu...Sessizdiler...Kürsüde oturanların heybetinden çekinerek kimse ağzını bile açamıyordu...Sadece beyinlerini kemiren soruları kendi kendilerine sorabiliyorlardı... -Kimdi bunlar? -Koskoca Galatasaray Spor Kulübü yöneticileri ve buraya çağırılan eski Teknik Direktörü
şimdiki kaptanı ve eski golcüsü..


Kürsüye adını yeni öğrenecekleri Emin Bülent Bey geçti ve mikrofonsuz bir şekilde ama gür bir sesle: -Hoşgeldiniz! Ben
bu olamaz! demesine kadar... Fahriye Yen ağlıyordu...O yaşlı bedeni bukadar heyecana dayanacak gibi değildi ama kürsüye gelen konuşmacı bu olanlardan hiç etkilenmeden konuşmasına başladı...


-Sevgili Galatasaraylılar
alınan kupalar; Ve elbetteki Avrupa Şampiyonlukları Galatasaray'ımızın sağlam geleceğinin temeli olmuştur... Sizlerle Gurur Duyuyoruz... Teşekkür ederim.


Ali Sami Bey
hıçkıra hıçkıra ağlayanlar vardı... Yine aynı saniyelerde ön sıralarda oturanların arkasında ki geniş boşluktan kuvvetli alkış sesleri gelmeye başladı... Adeta beyinlerin içinde çınlayan bu alkışların sahibini görmek için kafalarını çeviren Galatasaraylıların dilleri tutuldu...

Çünkü bu alkışların sahipleri arasında "Vatan Uğruna Şehitlerimiz"den Hasnun Galip vardı...Kafkas Cephesinde Şehit edildiğinde göğsünde GS rozeti bulunan Abdurrahman Robenson vardı...Çanakkale Aslanlarından Mehmet Muzaffer vardı...Kısacası Vatan uğruna çeşitli cephelerde canlarını feda eden tüm Galatasaraylılar ordaydı... Sait Halim Paşa ve Daniş Tunalıgil gibi Ermenilerin kurşunları ile şehit edilen Galatasaraylılar da elbetteki alkışlayanlar arasındaydılar... Efsane hocalarımız ve sporcularımızdan Tevfik Fikret
Salim Şatıroğlu ve hepsi ama hepsi ordaydı... En arka sıralarda ise biraz yüksekçe bir yerde duran 2 kişi daha vardı...


Birisi
diğeri ise kocaman bir bayrağı sağ kolunu havaya kaldırmış bir şekilde sallayan Karıncaezmez ŞEVKİ...


Ogün orada yaşanan olaylar
orada bulunanların hayatlarında kimseye anlatamayacağı ve tarif edemeyeceği şeylerdi... Dışardaki gazeteciler ve diğer insanların içerde olup biten hiçbirşeyden haberleri yoktu... Olamayacaktı da...

Alpaslan Dikmen

Ufuk Cebe <div>
__________________
 

Users Who Are Viewing This Konu (Users: 0, Guests: 1)

Üst