Hızlı Konu Açma

Hızlı Konu Açmak için tıklayınız.

Son Mesajlar

Konulardaki Son Mesajlar

Reklam

Forumda Reklam Vermek İçin Bize Ulaşın

Sezai Karakoç

Tusunami

Fahri Üye
Fahri Üye
Galatasaray
Katılım
28 Temmuz 2013
Mesajlar
47
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Konum
Universe
Web sitesi
www.twitter.com
KARAKOÇ: MAKSAT TÜRKİYE'NİN PARÇALANMASIDIR





Yüce Diriliş Partisi Genel Başkanı Sezai Karakoç, ülkemizin yaşadığı süreçle ilgili olarak açıklamalarda bulundu.





Karakoç’un konuşmasından başlıklar şu şekilde



HALKINI KANDIRAN HÜKÜMETLER DEVAM EDEMEZLER



Halkını kandıran devletler, hükümetler, devlet adamları; bunlar ortaya çıkınca iyi anılmazlar. O devletler, hükümetler devam edemezler. Biz bunları gördük, yaşadık. Örnekleri var. Onun için hadiseleri değerlendirirken çok dikkatli olmak lazım.



MENDERESİ GÖKLERE ÇIKARDILAR



Mesela rahmetli Menderes’i göklere çıkaranlar vardı bir ara. Uçağı düşmüştü Londra’da. Öyle karşılamıştılar ki; dersiniz bu zat ölene kadar kimse yerinden kıpırdatamaz. Aşırı bir karşılama törenleri, göklere sığdıramamalar…



KIBRIS’IN DURUMU ORTADADIR



Kıbrıs meselesinde çok büyük ümitlere kapıldılar. Hatta orayı gidip güya fethettik dediler. Bugünkü durumu da ortadadır, askıda durmakta…

Bugünkü güneydoğu sorununda da; bunlar bir avuç kişidir. Öldürürseniz kurtulursunuz diyenler oldu. İşte 30 yıldır bitmedi, hallolmadı. En büyük devlet adamları her seferinde söylemişlerdi.



AYDINLAR ALDANIRSA İŞİN İÇİNDEN ÇIKILMAZ



Diyelim ki bugün insanların, toplumların, devletlerin ve devlet adamların kendilerini aldatmaması, en önemlisi aydınların aldanmaması!.. Çünkü aydınlar aldanmazsa insanları işin gerçeğine getirirler. Fakat aydın aldanırsa işin içinden çıkılmaz.



ÇÖZÜM PKK İLE HÜKÜMETİN ELİNDE DEĞİLDİR



Güneydoğu meselesinde bayram yapılıyor, bitti çözüldü şeklinde. O kadar ki muhalefet yapmanız ihanet ediyormuşsunuz tepkisine muhatap oluyor. Fakat işin gerçeği henüz askıntıdadır. Çünkü Sadece bu PKK ve onun etrafında olanlarla Hükümetin elinde değildir çözüm. Ellerinde olsaydı 30 yıldan beri neden çözmediniz diye sorulur. Eğer Devlet ile PKK anlaşması ile çözülüyorduysa 10 yıldır hükümet neden çözmedi. Bu kadar ölümden yıkımdan kim sorumludur diye sorulur!



MAKSAT TÜRKİYE'NİN PARÇALANMASIDIR



Çözüm bu ikisinin elinde değil. Tahrik eden dışarısıdır. Maksat Türkiye'nin parçalanmasıdır . Dış güçler işin içindedir. Meseleye yeni bir boyut getiriliyor. Sonuç hedef Türkiye’nin parçalanmasıdır.. Şimdiki yaygaranın adı sulh, barıştır.



Hem kendilerini hem bizi aldatıyorlar. Ancak yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Biz tarihi, toplumları bildiğimiz için söyleyelim ki; bu böyle çözülmez. Dışarının tesiri vardır. O tesiri etkisiz hale getirmeden çözülmez. Hükümet çıksın desin ki biz bu konuda dışarının sözünü dinlemeyeceğiz, onlarla hiç bir pazarlığa girmeyiz veya karşısı desin; o zaman konuşuruz konuyu. Fakat bunu söyleyemezler. Bu dışarının konuyu yeni bir aşamayla en son ülkemizi parçalanmaya daha uygun bir hale getirme çalışmasıdır. Toplum aldanmasın ilerde de hayal kırıklığına uğramayalım. Çözüm vardır ancak bu değildir.



İSRAİL NEDEN ÖZÜR DİLEDİ?



Bugünkü gazetelerin manşetleri ‘İsrail özür diledi, bizim hükümetimizde kabul etti’. Bunun doğru olduğunu anlamanız için bizim basına bakmanız gerekmez. Dış basında aynı şekilde veriyorsa o zaman inanın. Ancak onlar bu şekilde vermeyecektir. Olay böyle değildir.



ABD Başkanı İsrail’e ‘Filistin kurulsun sizde buna razı olun’ dedi. Bu diplomatik dildir. Anlamı şudur: Filistinlilere bir statü sağlayalım. Bunun için Türkiye'den de yardım isteniyor. Görüntüde de olsa ilişkilerimiz kesik. Onun için Filistin’e yeni statü verilirken Türkiye yardımcı olacak, olay budur. Bunun için ilişkiler yeniden kuruluyor. Bunlar üst güçler tarafından istenmiş ve bu böyle çözümlenmiştir. Ben derim ki hiçbir zaman kendimizi aldatmayalım. Bizim milletimizin gücü; kendi ulaşacağı, elde edeceği, varacağı derecelerdir, merhalelerdir… Aldanmayalım.



Gönül ister bir tek silah daha ateşlenmesin, bir tek kişi daha ölmesin, can güvenliği içinde hür, umutlu, mutlu yaşasınlar. Ama bunun sağlanması bu şekilde olmaz.



SURİYE POLİTİKASI HATALIDIR



Suriye de insanlar birbirini kırarken; Hükümet halkı, halktan bir kısmı diğer insanları kırarken, bizim bir tarafa yardımcı olmamız değil, bizim bütün bu problemleri yaşayan halkları kardeş bilip neden bu duruma düşüyorlar diye endişelenmemiz, bunu bir tek silah bile ateşlenmeden nasıl çözeriz diye düşünmemiz gerekmektedir. Aynı şey Irak için Afganistan için söz konusudur...



YALANCI ANLAŞMALARLA BİR YERE VARILMAZ



Geçmişi çok iyi bilip geleceğe çok köklü çok boyutlu bir genel idealle, her kişide her aydında bulunan bir idealle yarına böyle adım atmakla hallolur. Bugünkü gibi aldatmacaları medyanın çıkardığı gürültüler, dışarının bize empoze ettiği, ilerde içyüzü çıkacak olan aldatmalarla değil... Böyle aldatıcı yalancı baharlar, yalancı barışlar ve yalancı anlaşmalarla bir yere varılmaz.



30 Mart 2013









şair, yazar, düşünür





1933 yılında Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde doğdu. İlkokulu Ergani’de, ortaokulu Diyarbakır ve Kahramanmaraş’ta, liseyi Gaziantep’te okudu. Lise sonda Necip Fazıl Kısakürek’le tanıştı.



Burslu öğrenci olarak girdiği Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni 1955’de bitirdi. 1959-1965 yılları arasında Maliye Müfettiş Yardımcılığı ve Gelirler Kontrolörlüğü görevlerinde bulundu.



1967 yılında İslamın Dirilişi ve Yazılar adlı kitaplarından dolayı yargılandı. Büyük Doğu, Hisar, Akpınar, Dernek, Düşünen Adam, A dergilerinde deneme ve şiirler, Yeni İstanbul, Sabah ve Milli Gazete’de fıkra yazıları yayınladı. Mart-nisan 1960’ta iki, mart 1966 - mart 1967’de oniki, ekim 1969 - ocak 1971’de onaltı sayı olmak üzere Diriliş dergisini yayınladı.



1974’ten itibaren düzenli olarak 18 sayı yayınlanan, 1976’dan itibaren gazete biçiminde çıkan Diriliş dergisi yerli düşünce ve edebiyatın en önemli dergilerinden biri oldu.



1977-78, 1980 ve 1983 yıllarında da yayınlanan Diriliş, son olarak 1987-1993 arası altı yıl haftalık olarak yayınlanmıştır. Diriliş Dergisi, gerek edebiyatımız gerekse fikir ve kültür hayatımız için bir okul olmuş, çok sayıda aydın ve sanatçı yetiştirmiştir.



1990 yılında Diriliş Partisi’ni kurdu. 1997 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılışına kadar da bu partinin genel başkanlığını yürüttü. Bilahare Yeniden Diriliş Partisi'ni kurdu.



ESERLERİ:

Şiir Kitapları:

Körfez,Şahdamar,Hızırla Kırk Saat,Sesler,Taha’nın Kitabı,Gül Muştusu,Zamana Adanmış Sözler,Leyla ile Mecnun, Mona Rosa.



Araştırma ve Fikir Kitapları:

Yunus Emre, Mevlana, Mehmet Akif, İslam’ın dirilişi, İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü, Ölümden Sonra Kalkış, Mağara ve Işık.



Hikaye Kitapları:

Hikayeler I - Meydan Ortaya Çıktığında (1978), Hikayeler II - Portreler (1982)







HABER



Cumhurbaşkanlığı Ödülü Sezai Karakoç'a



Bu yılki Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri açıklandı. Eleştiri dalında Doğan Hızlan, edebiyatta Sezai Karakoç, sanat tarihinde Prof. Dr. Semavi Eyice, geleneksel sanatlar dalında Hasan Çelebi ödüle layık görüldü.

30 Ekim 2011





HABER



Sezai Karakoç Sempozyumu

3.4.2012



Şair, yazar ve mütefekkir kimlikleriyle düşünce hayatımızın en önemli isimlerinden Sezai Karakoç, Diyarbakır Dicle Üniversitesi'nde düzenlenecek uluslararası bir sempozyumda konuşulacak.



12-14 Nisan tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilecek "Uluslararası Sezai Karakoç Sempozyumu" yurtiçinden ve yurtdışından birçok ismi bir araya getirecek. Sempozyum, 12 Nisan'da tertip heyeti adına Doç. Dr. Kemal Timur'un açılış konuşmasıyla başlayacak. Ardından Ayla Karlı Tezgören'in "TRT Sezai Karakoç Belgeseli"nin sunumu yapılacak. Prof. Dr. Durmuş Günay, Rasim Özdenören, Ebubekir Eroğlu, Mustafa Ruhi Şirin, Prof. Dr. Ramazan Kaplan, Prof. Dr. Turan Karataş, Ömer Lekesiz, Prof. Dr. Abdullah Uçman, Kâmil Eşfak Berki, Şaban Abak, Mevlana İdris Zengin'in de aralarında bulunduğu çok sayıda ismin katılacağı sempozyumun ilgi çekici başlıklarından birisi de Prof. Dr. Himmet Uç'un "Bediüzzaman ve Sezai Karakoç'ta Diriliş Felsefesi" konulu sunumu.







HABER



Sezai Karakoç Sempozyumu yapıldı

15 Nisan 2012



12-14 Nisan tarihleri arasında Dicle Üniversitesi'nin düzenlediği 'Uluslararası Sezai Karakoç Sempozyumu' salonları dolduran binlerce kişiye geçmişte olduğu gibi bugün de zihinlerde yaşayan İslam medeniyetinin açılımından kesitler sundu.



Akademisyen, yazar ve şairlerden oluşan 47 kişilik sempozyum katılımcısı, Karakoç'un yazdıkları üzerinden yaptıkları düşünce okumasında dinleyicilere kaybettikleri 'Yitik Cennet'i hatırlattı. Ebubekir Eroğlu'nun deyimiyle 'dağılan Selçuklu devletinin topluluklarını şiirleriyle yeniden birleştiren Yunus Emre gibi 1960 sonrasında da İslam ümmetini şiir ve yazılarıyla bir arada tutan ve sol akımlardan koruyarak, kaybolan İslam düşüncesini hatırlatıp dirilten Sezai Karakoç', sevdalılarını üzerinde yapılan barajlar nedeniyle kurumaya yüz tutan Dicle Irmağı'nın yanı başına kurulan Dicle Üniversitesi'nde bir kez daha topladı. Elbette Sezai Karakoç yine yoktu sempozyumda, devleti temsilen gelecek katılımcılardan Kültür Bakanı Ertuğrul Günay da yoktu fakat salonu dolduran insanlar onun İstanbul'dan Diyarbakır'a uzattığı 'Peygamber çiçeği'nin aydınlığını ruhlarının en derininde hissettiler.



ÖNCÜ VE ÖNCÜLÜ OLMAYAN BİR ŞAİR



Rasim Özdenören'in anlattığı hatıralarla bu sükut şairinin 1959-62 yılları arasında Pazar Postası'ndaki yazılarında nasıl sivri bir dile sahip olduğunu, Marmara Kıraathanesi'nin Sezai Bey sayesinde tanındığını ve Özdenören'in onun 'Biz Müslümanız' sözüyle hayatında yaşadığı kırılma noktasını öğrendiler. Özdenören'in "Türkiye'de gelmiş geçmiş şairlerden birine Nobel ödülü verilecek olsaydı bu Sezai Karakoç'tan başka kimse olmazdı" sözüne yürekten hak verdiler. İkinci Yeni şiir hareketinde Sezai Karakoç'un nerede durduğunu Prof. Dr. Turhan Karataş'ın "Onun yazdığı şiirler varken İkinci Yeni yoktu. İkinci Yeni'nin yayın organı olan Pazar Postası'nda 19 yazı ve şiiri çıkmıştır ki bunlardan birisidir Balkon. Bu en azından görünüş olarak bir birlikteliğe işarettir. Sezai Karakoç 1965'e kadar İkinci Yeni'nin en önemli ve ilk şairlerinden birisidir. Ancak Karakoç kendisini İkinci Yeni'den saymaz. Çünkü Sezai Bey kendi başına ekol olmuştur. Öncü ve öncülü olmayan bir Sezai Karakoç şiiri vardır karşımızda." sözleriyle çözdüler.



Şiir kitaplarından hareketle Sezai Karakoç tahlili yapan Prof. Dr. Abdullah Uçman ise her zaman iyimser ve sevinçli bir şair olduğunu ifade ettiği usta şair ve mütefekkirle ilgili 1974 yılında Yeni Sanat Dergisi'nde çalışırken Fethi Gemuhluoğlu'nun onlara yazdığı bir mektubu paylaştı. Sanırız bu kısacık satırlar, Karakoç'u dinlemeye gelen izleyiciler kadar onu tanımaya çalışanlar için de büyük bir anahtar niteliğindeydi: "Sezai Karakoç son devirde cümle için mürtefi bir noktadır. Doruktur. Yeniden dirilmedir. Kıyamdır. Davettir ve davete icabettir. Şiirin bu ebedi ustası sahabe ahlakı üzerinedir."



Bunun üzerine söylenecek her şey eksik kalır sanırız. Dicle'nin kıvrılarak akan suyundan mavi bir su damlasını gagasına alarak Karakoç'un doğduğu Ergani'deki Zülfükül Makamı'nda yetişen Peygamber Çiçeği'ne taşıyan bir güvercine takılıyor gözlerim ve ağzımdan Mevlana İdris'in şu cümlesi dökülüyor: "Tanrım, Sezai Karakoç için teşekkür ederim.." Her kelime ve sözüyle hakikatle irtibatı koparmayan Sezai Karakoç ile ruhlarımızın ışıdığı 'Diyarbekir, iki gün boyunca daha çok şey konuşuldu elbette. Ama onun da dediği gibi 'ötesini söylemeyeceğim...'









HABER



Sezai Karakoç’a EİT Ödülü

14 Ekim 2012



Sezai Karakoç’a Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) tarafından Tarih, Kültür, Edebiyat ve Güzel Sanatlar Büyük Ödülü verildi. Sezai Karakoç, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla EİT’ye bir mektup gönderdi.



Karakoç, mektubunda, ödül için teşekkür ederken, ortak coğrafya, ortak kültür ve medeniyete sahip 10 Müslüman ülkenin oluşturduğu ve İslam ülkeleri arasında işbirliğinin temel taşlarından birisi olarak gördüğü EİT’nin Asya’nın yükselen güneşi olmasını umut ettiğini ifade etti. Tahran’a gidemeyeceğini belirten Karakoç, ödül olarak verilen para meblağının, EİT’nin kültür işlerine sarf edilmesi için alıkonulmasını istedi.



Türkiye, İran ve Pakistan tarafından 1985 yılında Tahran merkezli olarak kurulan EİT’ye, 1992 yılında Afganistan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan ve Türkmenistan da katıldı.



EİT’nin bu yılki toplantısı yarın Tahran’da başlayacak. Toplantıda Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu temsil edecek.



EİT Tarih, Kültür, Edebiyat ve Güzel Sanatlar Büyük Ödülü 2010 yılında Rasim Özdenören’e verilmişti.
 

Users Who Are Viewing This Konu (Users: 0, Guests: 1)

Üst