Gökhan Yavuz ve Raşit Ek'in minik bir tribüne adı verilmesi isteğini duymazlıktan gelen Galatasaray Spor Kulübü Yönetimi'nin Pegasus ile 'bir tribün' anlaşması yapması da oldukça manidardır tebrik ediyoruz. 43 02 Kasım 2010 Salı - 11:40 Sporx.com Fatih ŞAMLIOĞLU [url=mailto:fatihs@sporx.com">fatihs@sporx.com[/url] Güzel adamdı Frank Rijkaard! Adam satmadı "Siz kimsiniz de beni futbolu bilmemek ile suçluyoruz" diye vurmadı tokadı... Futbolculuk kariyerinde yıldız olmadığı kadar o büyülü ekranda parlayan 'yıldızlara' "Arkadaş demedi Rijkaard! Rijkaard'ı yapamadıkları ile eleştirebilir mantık dışı suçlamalarda bulunmaktır. FULBOLU BİLMEMEK (!) Futbolu bilmemek! Kim biliyor futbolu? Biz mi? Köşelerdeki raconlu ağabeyler mi istediklerimiz ve yaptıklarımız ile de sonu gelmeyen bir şekilde çelişiyoruz. Alex Ferguson kovuyoruz! Seviyoruz biz kovmayı! Çünkü bizim taraftar odaklı düşünce genimiz henüz o derece aşamadı kendini. Kıramadık zincirlerimizi fevri çıkışlar yapabilmesini ve belki de en önemlisi sadece o anı düşünebilmesini alışkanlıklar listesinin başına ekledik. Bizim kadar onlar taraftarın öfkesini körükledi. PORTO LYON VE ÇELİŞKİ... Çelişki... Porto ve Lyon'a bayılıyoruz hepimiz... Bir de transfer politikası yok mu! İşte odur bizim örnek modelimiz! Peki biz? Biz Florya'dan içeri girdi mi başlıyoruz dişlerimizi kemirmeye; transfer salvoları da peşi ardına geliyor. Pino diyorum; 23 yaşında daha... Pino Keita'dan sonra sarı-kırmızıyı heyecanlandırmıyor olabilir ama bir potansiyeli vardır ve bu oyuncu aslında şablondur; transfer şablonu... Porto ya da Lyon şablonudur! Hani spor servislerinde romantik tutkunların "Nereden buluyorlar bu adamları" dedikleri var ya; işte onun gibi bir adım... Porto ve Lyon üzerinde duruyorsak şayet bu iki kulübün de yılda en az 5 oyuncu üzerinde yoğunlaştığı gerçeğini de kabul etmek zorundayız. İstediklerimiz ama yapamadıklarımızın altında yatan ana etken taraftarlar ya da basın mensupları da değil; yönetenlerdir. Yönetenlerin tüm kalıplaşmış düşüncenin aksine taraftara karşı masaya yumruğunu vuramaması ver her şeyden önce belki de 'koltuk sevdası' istikrarsızlık ve yanlışlar silsilesini beraberinde getiriyor. Hiçbir Galatasaraylı belki de Adnan Polat kadar başarıyı istemez ya da bir mağlubiyetin etkisini 4-5 saatte atlatan bir sarı-kırmızı ile Adnan Sezgin ya da Murat Yalçındağ'ı da aynı kefeye koymak yakışıksız kalır! Onların hepsi şüphesiz daha fazla çalışıyordur. Yönetenler çileden çıkartmadan. İKİ KISA PAS... - Endüstriyelleşme futbolun bir gerçeği kaçınılmaz bir son! Bask bölgesinin özgürlüğünü savunan ve o bölgenin ulusal takımı oldukları için formalarına 110 yıl reklam almayan Atletico Bilbao'nun yaşadığı ekonomik krizin etkilerini azaltmak için yıllığı 2 milyon avrodan 3 yıl boyunca petrol şirketi Petronor'un adını göğsüne kondurması nasıl ki bir endüstriyel futbol gerçeği ise Galatasaray Spor Kulübü'nün Ali Sami Yen adını bir çırpıda uzaya göndererek Türk Telekom Arena kodlamasını kabul etmesi de endüstriyel futbolun bir uzantısıdır. Ali Sami Yen diyoruz tebrik ediyoruz. - Ali Yavaş harcayacak. Galatasaray Altyapısı'nın en üretken döneminde Ali Yavaş vardı sahnede Kazancı ailesi babadan oğula yüzlerce futbolcunun baldırlarını ayakta tuttu. Bülent Korkmaz gibi hayatını Galatasaray'a adıyan bir figür nefret kusturulur hale getirildi düşünün... Hagi gibi bir efsane yuhalandı Ali Sami Yen'de hatırlayın... Bazı isimler özel kalmalı vurdurmak zorunda bırakılmamalı! Metin Oktay olsaydı düşünmek bile istemiyorum... <div> __________________