[h=1]Bekle bizi Avrupa[/h][h=2]Konak Belediyespor'un başarılı teknik direktörü Hüseyin Tavur, muhabirimiz İdil Janet Huvaj'a özel açıklamalar yaptı.[/h]
Kim demiş ‘Kızlar futboldan anlamaz’ diye! İzmir ekibi Konak Belediye’nin kızları adeta ezber bozuyor. UEFA Kadınlar Şampiyonlar Ligi’nde son 16 takım arasına kalan ilk Türk kadın takımı olan Konak Belediyespor, her ne kadar turnuvaya veda ettiyse de gelecek günlerde adından sıkça söz ettireceğe benziyor. Kadın futbolunda Türkiye’de ilklere imzasını atan Konak Belediyespor’un birbirinden yetenekli futbolcuları ve deneyimli teknik direktörü Hüseyin Tavur FANATİK’e samimi açıklamalar yaptı. Başarılarla sessiz sedasız yollarına devam eden bu kızların hikayesi umarım sizin de dikkatinizi çeker. Söz onların:
‘Teknik olarak yeterliyiz’
Avrupa’da bir ilki başardınız. Türkiye ile kıyasladığınızda göze çarpan farklar neler?
"Mutlaka farklar var. Sonuçta ülkemizde daha yeni yeni kadın futbolu gelişmekte. Oysa oynadığımız Avusturya takımı 18 yıldır aralıksız Şampiyonlar Ligi’ne katılıyor. 30 yıllık maziye sahipler. Bu aşamada başa baş oynayamıyoruz. Teknik anlamda sıkıntımız yok, ama fiziksel olarak bizden üstünler. Biz de çalışmalarımızı ona göre ayarlıyoruz. Fizik kapasitemizi arttırmaya çalışıyoruz. Onlarla başa baş oynayabilmek için bu şart."
‘Destek verilsin yeter’
Konak Belediye’nin bu Avrupa macerasından sonra, takımınıza ve bu branşa olan ilgi arttı mı?
"Şampiyonlar Ligi’nde Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek son 16 takım arasına kaldık. İlgi arttı mı? Evet, İzmir’de seyirci anlamında bir artış oldu, ama biz hala sponsorlar konusunda sıkıntı yaşıyoruz. En büyük eksiklerimizden biri o. Hem takımların, hem de ligin sponsoru yok. Eğer sponsorlar bulunur da, kadın futbolunu geliştirmek adına destek verilirse, çok daha iyi yerlere geleceğimize inanıyoruz.
‘Devler Ligi’ne abone olacağız"
Yakın gelecekte sizi yeniden Avrupa arenasında görebilecek miyiz?
"Bizim Konak Belediyesi olarak bundan sonraki tek hedefimiz, Şampiyonlar Ligi’ne her yıl katılan takım olabilmek. Şampiyonlar Ligi’nde gelen başarıyla, basının ilgisi arttı, İzmir’deki seyircilerin ilgisi arttı. Eğer bu başarıyı devamlı hale getirirsek sponsorluk anlamında ciddi teklifler gelir diye düşünüyorum. Öyle umut ediyoruz."
‘Futbolcularımız aile geçindiriyor’
Konak Belediye’nin futbolcuları, geçimlerini bu işi yaparak sağlayabilir mu?
"Takımımızda öğretmen olan üç sporcumuz var. Onların dışındaki sporcularımız üniversitede okuyor. Başka herhangi bir iş yapmıyorlar. Sadece Konak Belediyesi’nden aldıkları ücretlerle kendilerine bakıyorlar, ailelerini geçindiriyorlar."
‘Yenile yenile oynamayı ögrendik’
Liginizde sadece 8 takım var. Takım sayısının fazla olması ve bununla beraber rekabetin de artması, lig kalitesini daha ileriye taşımaz mı?
"Avrupa’daki başarısızlık sebeplerimizden biri zaten bu. O takımlarla başa baş gidemememizin en büyük sebebi. Az maça çıkıyoruz. Biz istiyoruz ki, çok maç yapalım. Bu sezon 7 takımlı lig oynuyoruz. Bunun sıkıntılarını çok yaşıyoruz. Yunanistan şampiyonunu İzmir’e davet ettik ve onlarla hazırlık maçı yaptık 2 kez. Romanya’ya gittik, hazırlık maçı yaptık. Şampiyonlar Ligi’nde oynadığımız ve ilk elediğimiz Polonya takımı, ligde 9. maçına çıkmış şekilde karşımıza çıktı. Biz hiç maç oynamadan onları eledik. Sezon başında Kuşadası’nda kamp yaptık 12 gün. Daha sonra Romanya’ya gittik hazırlık maçları oynayalım diye. Romanya şampiyonu ile maç yaptık. Maç bitti herkes şaşkın. Erkeklerin sertliğinde oynuyorlar. Omuzlar, dirsekler, tekmeler... Maç bitti, yenildik tabi. Oturup konuştuk bunun üzerine. Kızlar dediler ki ‘Avrupa’da futbol, böyle oynanıyormuş’. Maçın rövanşının öncesinde sporcularıma ‘Onlar kadar mücadele edeceksiniz, siz de kora kor oynayacaksınız’ dedim ve ikinci maçı kazandık. Oynadıkça, tecrübe kazandıkça birşeyler olacak."
‘Kız takımı çıkardım, döveceklerdi’
Kadın futboluna ön yargı var mı?
"Türkiye’de keşfedilmeyi bekleyen yüzlerce çocuğumuz var. Ancak ne yazık ki şöyle de bir algı var; ‘Kadın futbol oynamaz.’ Öncelikle yıkmamız gereken mantık bu. Biz okullarda tarama yapıyoruz. Yetenekli oyuncular çağırıyoruz. Aileleri çağırıyoruz ve aldığımız tepki çoğunlukla, ‘Ne işi var hocam, kız futbol oynar mı? Bırak Allah aşkına’ diyen oluyor. Bunu yaşadığımız yer İzmir! Türkiye’nin geri kalan yerlerinde yaşanan sıkıntıları düşünemiyorum bile. Ben öğretmenlik yaptığım bir okulda, 2005 yıllarında liseden kız takımı çıkardım. Okulu bastılar beni dövmek için. Böyle şeyler olabiliyor."
Söz sırası takımda...
-Avrupa'da oynamak nasıl bir duyguydu? Türkiye'den farklı mıydı?
Takım kaptanı Didem Taş:
Oldukça farklıydı. Altyapıları bizle kıyaslandığında çok farklı olduğu için özellikle zorluk yaşadık. Biz çok gerideyiz kadın futbolunda, siz de görüyorsunuz. Haberlerimiz bile çok nadir yapılıyor. İzmir yerel basını dışında haber değeri dahi taşıdığımız düşünülmüyor. Avrupa'nın bu üstünlüğüne rağmen gelebildiğimiz noktaya kadar geldik. Zaten çok az maç yapma fırsatımız oluyor, ligimiz de geç başlıyor. Dolayısıyla Avrupa takımları karşısında güçsüz kalıyoruz.
-Futbola kaç yaşında başladınız, futbolcu olma fikri nasıl şekillendi?
Cansu Yağ: Futbola 6 yaşında başladım. Bunun Almanya'da doğmamla ilgisi var. 6 yaşında lisansım çıktı ve kulüpte oynamaya başladım. Babam yönlendirdi beni, o da futbolun içinden bir isim olduğu için. 8 sene kadar erkeklerle beraber oynadım. 17 senedir lisanlı olarak futbol oynuyorum.
Canan Aldırma (kaleci): 19 yaşında başladım, arkadaşım Cansu'nunki biraz daha ekstra bir durum. Üç buçuk senedir de profesyonel anlamda oynuyorum. Çocukluğumdan bu yana her zaman sokakta oynardım, ama kadın futbol takımlarının varlığından bile haberim yoktu. Sonra arkadaşlarım vasıtasıyla, tamamen tesadüfi olarak haberim oldu ve başladım. Futbolu zaten seviyordum ve bir meslek olarak devam ettiriyorum.
Esra Erol: 13 yaşında başladım ve 15 senedir futbol oynuyorum. Erkeklerle oynaya oynaya başladım futbola. Kadın takımı olduğunu bilmiyordum. Futbolcu olan bir arkadaşım vardı babası yazdırdı beni. Şimdi de buradayım.
Didem Taş: 14 yaşında başladım futbola. Konak Belediye'nin altyapısında yetiştim ve 8 senedir oynuyorum. Sokakta oynuyordum futbolu. Ailem beni Konak'ın altyapısına yazdırdı.
Fatma Şahin (Kaleci): 8 senedir futbol oynuyorum. Burası 2. takımım, transfer oldum, İzmir'de başka bir kulüpten. Bir kaleci olarak Volkan Demirel hayranıyım.
"NASIL FUTBOLCU? VOLEYBOL MU OYNUYORSUNUZ?"
-İzmir'de çıktığınız maçlarda taraftar desteği oluyor mu?
Cansu Yağ: Şampiyonlar Ligi mücadelesini izlemeye 10.000 taraftar gelmişti. Oldukça güzeldi.
Fatma Şahin (Kaleci): İzmir'de Şampiyonlar Ligi maçına çıktığımız günden bir sonraki gün bir arkadaşımla dolaşmaya çıktık İzmir'de. Sonra yanımıza birileri geldi ve bana, 'Siz dün oynanan maçtaki kaleci değil misiniz?' diye sordu. Elbette şaşırdım. Bundan sonraki maçlarımıza gelmek istediğini söyledi. Sanırım Karşıyaka taraftarıydı.
-İnsanların kadın futboluna bakış açısı nasıl? Ne gibi tepkiler alıyorsunuz?
Cansu Yağ: Çok şaşıran oluyor futbolcu olduğumu öğrenince. Kimisi 'Nasıl futbolcu? Voleybol mu oynuyorsunuz?' diyor. Futbol diye yanıtlıyorum ben de bu kez de 'Erkeklerinki gibi futbol mu?' diye soruyorlar. Tuhaf sorular geliyor tabi.
İdil Janet Huvaj
Kim demiş ‘Kızlar futboldan anlamaz’ diye! İzmir ekibi Konak Belediye’nin kızları adeta ezber bozuyor. UEFA Kadınlar Şampiyonlar Ligi’nde son 16 takım arasına kalan ilk Türk kadın takımı olan Konak Belediyespor, her ne kadar turnuvaya veda ettiyse de gelecek günlerde adından sıkça söz ettireceğe benziyor. Kadın futbolunda Türkiye’de ilklere imzasını atan Konak Belediyespor’un birbirinden yetenekli futbolcuları ve deneyimli teknik direktörü Hüseyin Tavur FANATİK’e samimi açıklamalar yaptı. Başarılarla sessiz sedasız yollarına devam eden bu kızların hikayesi umarım sizin de dikkatinizi çeker. Söz onların:
‘Teknik olarak yeterliyiz’
Avrupa’da bir ilki başardınız. Türkiye ile kıyasladığınızda göze çarpan farklar neler?
"Mutlaka farklar var. Sonuçta ülkemizde daha yeni yeni kadın futbolu gelişmekte. Oysa oynadığımız Avusturya takımı 18 yıldır aralıksız Şampiyonlar Ligi’ne katılıyor. 30 yıllık maziye sahipler. Bu aşamada başa baş oynayamıyoruz. Teknik anlamda sıkıntımız yok, ama fiziksel olarak bizden üstünler. Biz de çalışmalarımızı ona göre ayarlıyoruz. Fizik kapasitemizi arttırmaya çalışıyoruz. Onlarla başa baş oynayabilmek için bu şart."
‘Destek verilsin yeter’
Konak Belediye’nin bu Avrupa macerasından sonra, takımınıza ve bu branşa olan ilgi arttı mı?
"Şampiyonlar Ligi’nde Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek son 16 takım arasına kaldık. İlgi arttı mı? Evet, İzmir’de seyirci anlamında bir artış oldu, ama biz hala sponsorlar konusunda sıkıntı yaşıyoruz. En büyük eksiklerimizden biri o. Hem takımların, hem de ligin sponsoru yok. Eğer sponsorlar bulunur da, kadın futbolunu geliştirmek adına destek verilirse, çok daha iyi yerlere geleceğimize inanıyoruz.
‘Devler Ligi’ne abone olacağız"
Yakın gelecekte sizi yeniden Avrupa arenasında görebilecek miyiz?
"Bizim Konak Belediyesi olarak bundan sonraki tek hedefimiz, Şampiyonlar Ligi’ne her yıl katılan takım olabilmek. Şampiyonlar Ligi’nde gelen başarıyla, basının ilgisi arttı, İzmir’deki seyircilerin ilgisi arttı. Eğer bu başarıyı devamlı hale getirirsek sponsorluk anlamında ciddi teklifler gelir diye düşünüyorum. Öyle umut ediyoruz."
‘Futbolcularımız aile geçindiriyor’
Konak Belediye’nin futbolcuları, geçimlerini bu işi yaparak sağlayabilir mu?
"Takımımızda öğretmen olan üç sporcumuz var. Onların dışındaki sporcularımız üniversitede okuyor. Başka herhangi bir iş yapmıyorlar. Sadece Konak Belediyesi’nden aldıkları ücretlerle kendilerine bakıyorlar, ailelerini geçindiriyorlar."
‘Yenile yenile oynamayı ögrendik’
Liginizde sadece 8 takım var. Takım sayısının fazla olması ve bununla beraber rekabetin de artması, lig kalitesini daha ileriye taşımaz mı?
"Avrupa’daki başarısızlık sebeplerimizden biri zaten bu. O takımlarla başa baş gidemememizin en büyük sebebi. Az maça çıkıyoruz. Biz istiyoruz ki, çok maç yapalım. Bu sezon 7 takımlı lig oynuyoruz. Bunun sıkıntılarını çok yaşıyoruz. Yunanistan şampiyonunu İzmir’e davet ettik ve onlarla hazırlık maçı yaptık 2 kez. Romanya’ya gittik, hazırlık maçı yaptık. Şampiyonlar Ligi’nde oynadığımız ve ilk elediğimiz Polonya takımı, ligde 9. maçına çıkmış şekilde karşımıza çıktı. Biz hiç maç oynamadan onları eledik. Sezon başında Kuşadası’nda kamp yaptık 12 gün. Daha sonra Romanya’ya gittik hazırlık maçları oynayalım diye. Romanya şampiyonu ile maç yaptık. Maç bitti herkes şaşkın. Erkeklerin sertliğinde oynuyorlar. Omuzlar, dirsekler, tekmeler... Maç bitti, yenildik tabi. Oturup konuştuk bunun üzerine. Kızlar dediler ki ‘Avrupa’da futbol, böyle oynanıyormuş’. Maçın rövanşının öncesinde sporcularıma ‘Onlar kadar mücadele edeceksiniz, siz de kora kor oynayacaksınız’ dedim ve ikinci maçı kazandık. Oynadıkça, tecrübe kazandıkça birşeyler olacak."
‘Kız takımı çıkardım, döveceklerdi’
Kadın futboluna ön yargı var mı?
"Türkiye’de keşfedilmeyi bekleyen yüzlerce çocuğumuz var. Ancak ne yazık ki şöyle de bir algı var; ‘Kadın futbol oynamaz.’ Öncelikle yıkmamız gereken mantık bu. Biz okullarda tarama yapıyoruz. Yetenekli oyuncular çağırıyoruz. Aileleri çağırıyoruz ve aldığımız tepki çoğunlukla, ‘Ne işi var hocam, kız futbol oynar mı? Bırak Allah aşkına’ diyen oluyor. Bunu yaşadığımız yer İzmir! Türkiye’nin geri kalan yerlerinde yaşanan sıkıntıları düşünemiyorum bile. Ben öğretmenlik yaptığım bir okulda, 2005 yıllarında liseden kız takımı çıkardım. Okulu bastılar beni dövmek için. Böyle şeyler olabiliyor."
Söz sırası takımda...
-Avrupa'da oynamak nasıl bir duyguydu? Türkiye'den farklı mıydı?
Takım kaptanı Didem Taş:
Oldukça farklıydı. Altyapıları bizle kıyaslandığında çok farklı olduğu için özellikle zorluk yaşadık. Biz çok gerideyiz kadın futbolunda, siz de görüyorsunuz. Haberlerimiz bile çok nadir yapılıyor. İzmir yerel basını dışında haber değeri dahi taşıdığımız düşünülmüyor. Avrupa'nın bu üstünlüğüne rağmen gelebildiğimiz noktaya kadar geldik. Zaten çok az maç yapma fırsatımız oluyor, ligimiz de geç başlıyor. Dolayısıyla Avrupa takımları karşısında güçsüz kalıyoruz.
-Futbola kaç yaşında başladınız, futbolcu olma fikri nasıl şekillendi?
Cansu Yağ: Futbola 6 yaşında başladım. Bunun Almanya'da doğmamla ilgisi var. 6 yaşında lisansım çıktı ve kulüpte oynamaya başladım. Babam yönlendirdi beni, o da futbolun içinden bir isim olduğu için. 8 sene kadar erkeklerle beraber oynadım. 17 senedir lisanlı olarak futbol oynuyorum.
Canan Aldırma (kaleci): 19 yaşında başladım, arkadaşım Cansu'nunki biraz daha ekstra bir durum. Üç buçuk senedir de profesyonel anlamda oynuyorum. Çocukluğumdan bu yana her zaman sokakta oynardım, ama kadın futbol takımlarının varlığından bile haberim yoktu. Sonra arkadaşlarım vasıtasıyla, tamamen tesadüfi olarak haberim oldu ve başladım. Futbolu zaten seviyordum ve bir meslek olarak devam ettiriyorum.
Esra Erol: 13 yaşında başladım ve 15 senedir futbol oynuyorum. Erkeklerle oynaya oynaya başladım futbola. Kadın takımı olduğunu bilmiyordum. Futbolcu olan bir arkadaşım vardı babası yazdırdı beni. Şimdi de buradayım.
Didem Taş: 14 yaşında başladım futbola. Konak Belediye'nin altyapısında yetiştim ve 8 senedir oynuyorum. Sokakta oynuyordum futbolu. Ailem beni Konak'ın altyapısına yazdırdı.
Fatma Şahin (Kaleci): 8 senedir futbol oynuyorum. Burası 2. takımım, transfer oldum, İzmir'de başka bir kulüpten. Bir kaleci olarak Volkan Demirel hayranıyım.
"NASIL FUTBOLCU? VOLEYBOL MU OYNUYORSUNUZ?"
-İzmir'de çıktığınız maçlarda taraftar desteği oluyor mu?
Cansu Yağ: Şampiyonlar Ligi mücadelesini izlemeye 10.000 taraftar gelmişti. Oldukça güzeldi.
Fatma Şahin (Kaleci): İzmir'de Şampiyonlar Ligi maçına çıktığımız günden bir sonraki gün bir arkadaşımla dolaşmaya çıktık İzmir'de. Sonra yanımıza birileri geldi ve bana, 'Siz dün oynanan maçtaki kaleci değil misiniz?' diye sordu. Elbette şaşırdım. Bundan sonraki maçlarımıza gelmek istediğini söyledi. Sanırım Karşıyaka taraftarıydı.
-İnsanların kadın futboluna bakış açısı nasıl? Ne gibi tepkiler alıyorsunuz?
Cansu Yağ: Çok şaşıran oluyor futbolcu olduğumu öğrenince. Kimisi 'Nasıl futbolcu? Voleybol mu oynuyorsunuz?' diyor. Futbol diye yanıtlıyorum ben de bu kez de 'Erkeklerinki gibi futbol mu?' diye soruyorlar. Tuhaf sorular geliyor tabi.
İdil Janet Huvaj